yer ve doğa bilimleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yer ve doğa bilimleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2019 Cuma

Düzce Ulusal Botanik Bahçeleri, Arboretumlar, Herbaryumlar ve Botanik Müzeleri Çalıştayı Hakkında


18-21 Nisan 2019 tarihleri arasında Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi'nde gerçekleştirilen Ulusal Botanik Bahçeleri, Arboretumlar, Herbaryumlar ve Botanik Müzeleri Çalıştayı'nda 18-20 Nisan tarihleri arasında yer aldım.




Çalıştay çağrısı farklı doğa bilimi disiplinlerini içeren geniş bir başlık kapsamında gerçekleştirilmiş olup başlıca orman mühendisliği, biyoloji, botanik, arkeoloji, müze bilimi, ziraat, bitki-botanik ressamlığı, bilim tarihi, peyzaj, permakültür, doğa eğitimi ile ilgilenen araştırmacıları ve kamu kuruluşu çalışanlarını bir araya getirmeyi başardı. 

Çalıştaydaki konulardan önce, çalıştayın yapıldığı Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi binasından biraz bahsetmek istiyorum. Fakülte binası klasik olarak ülkemizdeki üniversitelerinden farklı biçimde içerisinde bir çok kalıcı sergi barındırıyor. Bu sergiler genel olarak camekanlara veya açık bölmelere yerleştirilmiş olup, fakülte koridorlarında incelemeye açık. Bu sergilerde Orman Fakültesi'nin hangi alt bölümünde okursa olsun, ormancılıkla ilgili öğrencilerin öğrenim hayatı ve sonrasında karşılacağı bütün kavramlar hakkında eğitici ve görsel olarak hazırlanmış bilgileri erişmek mümkün.

Bu kalıcı sergilerin peyzaj mimarlığı, bitki ve ağaç çeşitleri, sanayide odun malzemelerinin kullanımı, orman mühendisliğine ait arazide kullanılan aletler, ağaç ve bitkilere zarar veren böcek ve mantarlar ve hatta jeolojik ana kayaç ve mineralleri de kapsayan geniş bir skalası var. Bu bakımdan fakültenin kendi içerisinde yer alan herbaryumunun da varlığı ile bu kompleks benim için mini bir doğa tarihi müzesi gibi göründü. Aşağıda yukarıda bahsettiğim farklı branşlara ait sergilerden çekmiş olduğum fotoları ekledim. Yolunuz düşerse mutlaka Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi'ni ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

http://www.of.duzce.edu.tr/







 

 



Herbaryum kitaplığında yer alan Davis'in eski Türkiye ve Doğu Ege Adaları kitap serisi






 














Fakültede yer alan kalıcı sergilerin genel bir görünümü için link: 



Bunun dışında, çalıştay kapsamına özel geçici sergiler de  fakültede yer almaktaydı. Bunlardan özellikle ANG Vakfı & Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi tarafından hazırlanan  "İstanbul’da Bahçe ve Çiçek Sergisi" dikkat çekiciydi. Sergi, Osmanlı döneminden günümüze botanik bahçeciliği ve bu bahçelerin sosyal hayatın bir parçası olarak insanların hayatındaki yerini değerlendirmeye imkan veren kapsamlı bir görsel doküman içeriğine sahip.


 









Çalıştayın genel konularına çok hakim olmadığım için, bir yerbilimci olarak benim daha çok ilgimi çeken çalışmalar genel olarak farklı disiplinleri harmanlayarak yapılan çalışmalardı. 

İlgimi çeken sunumlardan bazılarından bahsetmek istiyorum.

Bunlardan ilki Türkiye'de ulusal bir bitki bilgi bankası kurmak amacıyla uzun yıllar çalıştığını öğrendiğim Prof. Dr. M. Tekin Babaç'ın "Türkiye'nin bitki veri tabanlarının tarihçesi" isimli sunumuydu. Doksanlı yıllardan beri Türkiye'de ulusal bir veri tabanı ağı kurmak için farklı girişimler ve projeler üreten grupların yürütücüsü ve/veya içinde araştırmacı olarak çalışmış olan Babaç'ın sunumu bu bakımdan ileride yapılacak çalışmalarda da dikkat edilmesi ve geçmişten gelen veri tabanlarının birbiri ile aynı dili konuşmasının önemine vurgulamaktaydı. 


Dikkatimi çeken bir başka sunum Benan Kapucu'nun Açıkradyo'da keyifle dinlediğimiz "Botanitopya" isimli radyo programını tanıttığı sunumdu. Benan Kapucu'nun "Bitkiler aleminin tuhaf ve muhteşem dünyasını anlatan sesli doğa tarihi müzesi" başlığı ile her pazar günü Açık Radyo'da yaptığı program özellikle, bilim tarihi, botanik-ekoloji tarihi, insanların botanik ve doğa bilimleri ile kurduğu etkileşim, bitki ressamlığı ve doğa eğitimi gibi çok farklı ve hoş konuları irdelemekte.


Botanitopya arşivlerinde eski programları dinlemek mümkün, özellikle twit zincirlerinden de oldukça hoş bilgiler var.

http://acikradyo.com.tr/program/botanitopya

https://twitter.com/botanitopya

Burçak Delikan ve Nurdan Atalan Çayırezmez'in tanıttığı British Insitute of Ankara da yer alan Herbaryum, tohum ve ağaç referans koleksiyonları da Türkiye'nin başkentinde varlığı bu güne kadar çok az dikkat çekmiş koleksiyonun tarihi oluşumu ve ayrıca Türkiye'de genelde çok az kafa yorulan sayılaştırma ve koleksiyonu uzun dönem koruma çalışmalarını anlamak adına önemli bir sunumdu. British Insitute of Ankara hakkında daha kapsamlı bilgi edinmek için link:
Özal Güner tarafından sunulan Çek Botanikçi František Nábělek'in isimli botanikçinin Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında (1910-1911) Orta Doğu ve Türkiye'de arazi çalışmaları ve bu çalışmalar sonucunda topladığı örneklerle oluşturduğu herbaryumun hikayesi Türkiye bilim tarihi açısından oldukça ilginç ve önemli bir sunum olarak dikkat çekiciydi. Bu sunumda Nábělek'in oluşturduğu herbaryum'un oldukça hoş ve iyi bir tasarımla oluşturulmuş sitesinden de haberdar oldum. Sitedeki bitki örneklerinin lokasyonlarına da ulaşmak mümkün.

František Nábělek

Dilşad Aladağ ve Eda Aslan tarafından sunulan "Unutma Bahçesi: Yerin Belleği, Yıkımın Topografyası", Alfred Heibronn Botanik Bahçesi'nin hikayesini Osmanlı dönemindeki geçmişinden günümüzde başına gelen olayları, tanıklar, anılar ve belgeler ile harmanlayarak araştırmış. 2017 yılında İstanbul Müftülüğü'ne devredildiği öğrenilen bahçenin akibeti ve gelecekteki belirsiz kaderine dikkat çeken bu çalışmada ülkemizde bilime, bilimsel alanların korunmasına ve ülkeye bilimsel açıdan koyulan katkı ve emeklere karşı ne kadar hoyrat davranabildiğimizi gösteren tarihsel bir belge niteliği taşıyor. İkilinin aynı konuda SALT'da yaptıkları sunumu youtube üzerinden izleyebilirsiniz. 



Çalıştayın bir başka ilginç sunumu ise Dr. Füsun Ertuğ tarafından sunulan Sepethane: "Bir sepet koleksiyonun hikayesi" idi. Etnobotanik, sepet türleri ve ülkemizde sepet malzemesinin zaman içinde farklı yörelerde nasıl işlendiğinin kaydını tutan önemli bir mekan olarak "Sepethane"'nin varlığını da kendim bu sunumla öğrenmiş oldum. Anadolu'ya özgü bitkisel örme malzeme ve tekniklerinin araştırmasını yapan ve bunların kaydını İznik'deki Sepethane'sinde tutan Dr. Füsun Ertuğ'un çalışmaları için linklere buyrun: 





 
Sepethane hakkında bir youtube videosu için link: 



Bunların haricinde yine benim ilgimi çeken Hürelya Balcı'nın arkeobotanik alanının genel çalışma prensiplerini sunduğu ve kendi çalışmasını detaylı ve çok güzel sunumuyla anlattığı "Geçmişte Bitki ve İnsan: Arkeobotanik Araştırmalarına Genel Bir Bakış" isimli sunumdu. Bu çalışmada organik jeokimya, arkeoloji ve paleo-botanik bilimlerinin birbirinden yararlanarak nasıl çalışılabileceğini kapsamlı bir şekilde anlattı.

Çalıştayın ikinci günü sonunda yapılan tematik oturumlarda farklı alanlara ilgi duyan araştırmacıların bir araya gelerek yeni bağlantılar kurması ve hali hazırda süregelen bilimsel, eğitimsel ve sanatsal uğraşlar hakkında fikir alış verişi ve tartışmalarda bulunmaları da sağlandı. 

İkinci günün sonunda yapılan çalıştay değerlendirme toplantısında, Türkiye'deki her bilimsel alanda yaygın olarak gözlenen  terminolojik sorunlar, üniversite bölümlerinin ve botanik bahçelerinin birbiri arasındaki veri-bilgi paylaşımında ortak bir dil yaratma çabaları ve çalıştayın işleyişi hakkındaki sorun ve önerilerin tartışıldığı yapıcı bir oturum gerçekleştirildi. Bu gibi oturumların herkese açık bir şekilde yapılması da çalıştayın kalitesi açısından bence önemli bir gösterge, zira bu gibi geri bildirimleri alan çalıştayların ileride daha düzgün ve efektif olma şanslarının çok daha belirgin olacağı aşikar. 

Özellikle kapanış oturumunda çalıştayı düzenleyen hocalardan Prof. Dr. Necmi Aksoy (Düzce Üniversitesi) ve Prof. Dr. Zeki Aytaç'ın (Türkiye Flora Araştırmaları Derneği) dikkatini çektiği hususlar önemliydi. Dünyada küresel iklim değişikliği hakkındaki önermeler, bunların ilerideki flora, ekoloji ve bitki yaşamı hakkında neler getireceği hakkındaki açık sorular aslında Türkiye'deki bütün flora-orman-ziraat ve tarım konularında kafa yoran kamu ve özel kuruluşların acilen önlem alması, ileri yönelik senaryolar veya koruma çalışmaları için çok ciddi ve acil adımlar atılmasının gerekliliğini belirten cinsten.

Bütün bunların yanında çalıştaya katıldığım son gün (3.gün)  Botanik Bilimlerinde-bahçecilikte bilgisayar uygulamaları, doğa eğitimleri ve politikaları hakkında alanında uzman kişiler tarafından atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Çalıştay boyunca başta Öğr. Gör. Serdar Aslan olmak üzere, düzenleme komitesi ve öğrenci arkadaşlar canla başla düzgün bir organizasyon gerçekleşmesi için bütün güçleriyle çalıştı. 

Son yıllarda Türkiye'de katıldığım en ilginç ve başarılı bilimsel etkinliklerden biri olan bu çalıştayın aynı içerikle yakın zamanda tekrarlanmasını umuyorum.


Dr. Gönenç Göçmengil

4 Ocak 2019 Cuma

İstanbul Saint Joseph (Kadıköy) Doğa Bilimleri Merkezi Mineral ve Kaya Koleksiyonu Tasnifi ve Kürasyonu


Kadıköy'ün Moda semtinde yer alan Saint Joseph (Kadıköy) Doğa Bilimleri Merkezi'nin geçmişi 1800'lü yılların sonlarına dayanmakta. Başta okuldaki Frère'lerin uzun yıllar süren titiz ve detaylı arazi çalışmaları, öğrencilerin katkıları, takas ve bağışlarla oluşturulan koleksiyon, İstanbul ve Türkiye'de eşi benzeri bulunmayan nadir bir müze niteliği taşımakta. 

https://www.sj.k12.tr/index.php/tr/dbm-tr/ziyaret-yoenetmeligi


1800'lerin sonunda oluşturulmaya başlanan müze, 1970'li yıllara kadar büyümeye ve aktif bir şekilde korunmaya devam ederken, bu yıllardan sonra koleksiyonun gelişimi yavaşlıyor (1). Okulun 140. yılına yaklaşırken koleksiyonun sabit, bilimsel ve pedogojik bir bilim merkezi haline getirilme fikri ortaya çıkıyor ve 1990'lı yılların sonu, 2000'li yılların başlarında bu konuda çalışmalara başlanıyor. Yıllar süren örnek restorasyonu, kalıcı mekan oluşturma ve tasarım işlemlerinden sonra 2010 yılında İstanbul'daki tam teşekküllü tek doğa tarihi merkezi kapılarını ziyarete açıyor. 

Doğa Bilimleri Merkezi'nin tasarımı biyoloji öğretmeni Laurent Chapdelaine ve matematik öğretmeni Yaprak Bener Chapdelaine tarafından yapılmış. Doğa Bilimleri Merkezi'nde yer alan paha biçilmez koleksiyondaki örnekler, Xavier Filoreau tarafından yaklaşık 5 yıllık bir çaba sonucunda restore edilmiş. Bunun yanı sıra başta  Prof. Dr. Mehmet Sakınç'ın yaptığı düzenleme, herbaryum çalışmaları ve hayvan tasnifleri olmak üzere İTÜ'lü akademisyenler de söz konusu merkezdeki örnekler üzerinde yıllar süren çalışmalarda aktif olarak yer almışlardır.

Doğa Bilimleri Merkezi'nde sayısal olarak aşağıda yer alan listedeki kadar numune bulunmakta: 

Fosil  
1.500
Kuş 
600
Memeli
60
Kabuklu
7.300
Balık
100
Böcek
3.300
Mineral/Kaya
3.000
Yumurta
200
Sürüngen
20.000
Bitki
35.000

Söz konusu numuneler Merkez içerisinde yer alan on adet farklı alanda sergileniyor. Bu alanlar başlıca:
  • Fosiller galerisi
  • Omurgalılar galerisi
  • Sualtı yaşam galerisi
  • Kuş galerisi
  • Orman hayatı galerisi
  • Deprem-sismograf ve mineral grupları sergisi
  • Deniz suyu, çevre kirliliği, yenilebilir enerjiler, küresel ısınma ve iklim değişikliği sergisi
  • Sürüngen ve çiftyaşamlılar galerisi
  • Omurgasızlar, yumurta, tohum ve bitki galerisi
  • Çiftlik kuşları galerisi
kısımlarından oluşmaktadır (2, 3).
 

-Doğa Bilimleri Merkezi Kelebek Koleksiyonundan


- DBM Fosil koleksiyonunda yer alan Lepidodendron örneği

,
- Fosil bölümünde yer alan Ichthyosaur replikası 

- Yine fosil kısımında yer alan fil dişi


-Frere'lerin anısını ayrılmış tarihi köşe.

- Omurgalılar kısmında yer alan kaplan köpekbalığı dişi 


- Farklı balık türlerinin sergilendiği "Saint Joseph Balık Market"





- Kuş galerisinden farklı görünümler


- Orman hayatı galerisinden geyik örnekleri

Saint Joseph Doğa Bilimleri Merkezi, 2010 yılından beri ücretsiz olarak okul ve öğrencilerin ziyaretine açık bir merkez olarak faaliyet göstermekte. Doğa Bilimleri Merkezi'nin işleyişi, koleksiyonların korunması ve öğrenci ziyaretleri merkezin koordinatörü Ahmet Birsel'in titiz ve dikkatli çalışmaları sayesinde devam etmekte.

Benim bu yazıyı yazma sebebim ise son 2 yıldır, söz konusu koleksiyonun mineral ve kaya numuneleri üzerinde yaptığım tasnif /kürasyon çalışmalarının bitmesi ardından, yaptığımız işi özetleyen bir kayıt oluşturma arzusundan ileri geliyor.

Saint Joseph Doğa Bilimleri Merkezi ile tanışmam, Saint Joseph Lisesi mezunu olan ve İstanbul Teknik Üniversitesi, Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü akademisyenlerinden Prof. Dr. Nüzhet Dalfes sayesinde gerçekleşti. Prof. Dr. Dalfes, yine aynı enstitüde yer alan Prof. Dr. Gültekin Topuz'a danışarak, Doğa Bilimleri Merkezi'nde sergi halinde ve depoda yer alan mineral ve kaya örneklerinin tasnifi için çalışacak bir kişi aradıklarını söyledi. Prof. Dr. Topuz'un söz konusu tasnif işini benim yapmamı önermesi, benim için bulunmaz bir fırsattı. Bu öneriyi hemen kabul ederek, merkezin koordinatörü Ahmet Birsel ile beraber mineral ve kaya örneklerinin tasnifi için çalışmalara başladık.

Doğa Bilimleri Merkezi'nde Frère'ler tarafından mineral ve kaya örnekleri için oluşturulmuş çok kapsamlı ve açıklayı bir liste halihazırda bulunmaktaydı. Bunun yanı sıra minerallerin ve kayaların bulunduğu bir yer altı zemini sergi alanında nadide ve görsel olarak etkileyici örnekler sergilenmekteydi. Söz konusu örneklerin düzenleme, tasnif ve kürasyon işleri en son olarak 2000'li yılların başlarında İTÜ'lü değerli akademisyen ve mineralog Dr. Vecihi Gürkan tarafından titiz bir şekilde gerçekleştirilmişti (4; Prof. Dr. Mehmet Sakınç, sözlü görüşme). Biz de bu çalışma kapsamında ilk olarak yer altı sergisini biraz daha sistematik bir hale getirmek için düzenleme yapmaya karar verdik. Bu kapsamda ilk olarak, yer atlı sergisinde yer alan kaya ve mineral grupları fiziksel özelliklerin tanıtıldığı bölmeler, ana mineral gruplarını içeren bölmeler (silikat, oksit, karbonat, sülfür vb..) ve ana kaya gruplarını içeren (magmatik, metamorfik ve sedimanter) bölmelere ayrılarak sistematik bir sınıflama oluşturuldu. Yirmi sekiz farklı bölmeden oluşan yer altı sergisinde koleksiyonda pedogojik ve görsel olarak en iyi örnekler seçilmeye çalışıldı. 


- DBM'de bulunan yer sergisinin genel görünümü 


- Sülfür Grubu kayaların bulunduğu bölme

  

-Nabit elementlerden bakır türü örneklerin bulunduğu kesim


 - Nabit element bölmesinde sülfür minerallerin yer aldığı kesim 


- Fiziksel özellikler bölmesinde yer alan örnekler


- Silikat Grubu minerallerinin bulunduğu bölmede yer alan örnekler. En üst köşede (sağda)  Avustralya Opali denilen özel bir tür silikat bulunuyor.  


- Avustralya Opali'nin yakından görünümü  


- Silikat grubu bölmesindeki kuvars geodu


 - Fiziksel özellikler bölmesinde yer alan ve metalik parlaklık gösteren mineral çeşitleri


 


- Karbonat grubu minerallerin yer aldığı bölmeler.

Doğa Bilimleri Merkezi depo alanında, yıllardır sergilenen numuneler dışında da oldukça önemli örnekler yer almaktaydı. Buna karşın söz konusu örnekler, karton kutularda karışık bir halde muhafaza ediliyordu ve mineral/kaya listesinde yer alan isimlerle eşleştirilmeleri gerekiyordu. Bazı örnekler iyi bir şekilde numaralanmış ve detaylı bilgi içeren (lokasyon, mineral grubu, kimyasal-mineralojik bileşim) tahtadan alt isimlikler içeriyor olsa da çoğu örnek kutular içerisinde düzensiz bir şekilde bulunuyordu. 


-DBM deposunun tasnif işleminden önceki genel görünüm (sene 2016 sonu)

Bu kapsamda Ahmet Birsel ve okuldaki öğrencilerin yardımı ile tasnif işlemine 2016'nın son aylarında başladık. Söz konusu işlemler sırasında 3000'den fazla kaya ve mineral örneği liste ile eşleştirildi ve bunun yanı sıra alt isimlikler içeren örnekler, isimlikleri ile beraber plastik koruyucu kutulara yerleştirildi. Söz konusu plastik kutular, yine okulda yer alan metal dolaplara yerleştilerek numunelerin kalıcı ve korunaklı bir alana kavuşması sağlandı. Bu çalışmaların son aşamasında Fransa'dan gelen jeoloji mühendisliği öğrencileri stajerler Hugo Dehove ve Pierre-Elliott Dabin'in ciddi katkıları ile tasnif işlemi 2018 Ekim ayında sona erdi.





-DBM deposunda yer alan tahta eğitim setleri


- Tekil örneklerin içerisine yerleştirildiği plastik kutular


- Depoda yapılan tasnif işlemi sırasında kutulanan ve etikletlenen örneklerin genel görünümü. Söz konusu örnekler son aşamada metal dolaplara yerleştirildi.

Tasnif ve kürasyon işleminin son aşamasında, depoda yer alan pedogojik ve görsel açıdan önemli örnekler için ilave bir alan inşa etme fikri ortaya çıktı. Ahmet Birsel ve okul yönetiminin çabaları ile okulun usta maragozlarına 10 bölmelik yeni bir tahta dolap inşa ettirilerek, depoda yer alan 600 adet numuneyi içerisinde barındıran yeni bir alan oluşturuldu. Söz konusu alanda yine sistematik bir şekilde düzenleme yapılarak (mineralojik gruplar ve kaya grupları) sergilenmeye hazır hale getirildi. 


- Mineral ve kaya örnekleri içeren tahta dolaptan genel bir görünüm





- Metamorfik kaya örnekleri içeren bölmede yer alan minik bir metamorfik kıvrım örneği. Bu örnekler çok aşamalı deformasyon fazlarını temsil ediyor.  Bu gibi kıvrım örneklerine "cep kıvrımları" da deniyor.




- Silikat grubu minerallerini içeren bölmelerden genel görünümler 


- Magmatik kaya örneklerini içeren bölmeden genel görünüm



- Sedimanter (Çökel) kayaları içeren bölmeden görünüm

- Deniz kabuklusu parçaları içeren konglomera örneği


- Sedimanter ve metamorfik kayalar içeren bölmeden genel görünüm

 

- Oksit grubu mineralleri içeren bölmeden genel görünüm

- Nabit elementler içeren bölmeden genel görünüm 


Söz konusu mineral ve kaya örnekleri gerek içlerinde yer alan nadide parçalar, gerek tarihsel olarak oluşturulması-toplanması için harcanan çabalar ve bunun yanı sıra pedogojik olarak da İstanbul ve Türkiye içerisinde benzersiz bir koleksiyon niteliği oluşturuyor. Amerika, Asya ve Avrupa'da farklı lokasyonlardan toplanan örneklerle oluşturan bu seti ziyaret etmek, özellikle kayaç bilgisi, mineraloji, endüstriyel hammadeler ve yer-doğa bilimleri konularında yeni bilgiler kazanmak adına genç öğrenciler için zihin açıcı bir deneyim oluşturabilir. 


(1) Prof.Dr. Mehmet Sakınç; İstanbul Saint Joseph Lisesi Tarihi Bitki Koleksiyonu, 2013, (2 Cilt), İş Bankası Yayınlar
(3) Ahmet Birsel, sözlü görüşme.
(4) Prof. Dr. Mehmet Sakınç, İTÜ, sözlü görüşme.



Dr. Gönenç Göçmengil